>Saatçinin Richard Mille olarak portresi

>

Vacheron Constantin’in arkasındaki dolu dolu 250 yıllık birikimle geldiği nokta olan Quai de l’Ile kelimenin tam anlamıyla bir başyapıt. Fakat 2001 doğumlu bir şirket olarak henüz 10. yılını bile doldurmayan Richard Mille saatlerinin ulaştığı mertebe ise diğer saat şirketlerinin bilgelik dolu yüzyıllarını bir çırpıda aşan ve en üst sınıf (haute horlogerie) mekanik saatçilikteki sınırı fersah fersah geçen bir öneme sahip bence. Bazı tutucu saat çevrelerinin eleştirilerine maruz kalsa da başarısıyla ve teknik çözümleriyle örnek de oluyor aslında.

Bir başka açıdan bakarsak Rolex efsanesinin doğumuna tanık olmak gibi bir şey bu aslında. 1931 yılında Rolex ilk 360 derece dönebilen (tek yönlü de olsa) otomatik sistemi icat ettiğinde yeni bir çağ başlamıştı. Buluşun doğal sonucu olarak bugün bütün otomatik saatlerin yapısında Rolex’in icat ettiği sistem kullanılıyor (elbette çok geliştirildi, artık rotor tek yönlü dönmüyor, IWC gibi A.Lange&Sohne gibi saat şirketlerinin değişik buluşlarıyla güç birikimi çoktan 1 haftayı geçip 1 ay gibi mekanik bir saat için inanılmaz gelişmelere dayandı vesaire). Şimdiden örnekleri görüldüğüne göre RM saatlerinin getirdiği teknik yenilikler dalga dalga yayılacak ve bütün şirketleri olumlu olarak etkileyecek diyebiliriz. RM’nin geçmişe değil günümüzü ve geleceği referans alan yenilikçi tavrı geçmişte üretilen ve çok başarılı olan saatleri onyıllar boyunca üretip kendi kendinin taklidini yapan şirketlerin de suyunu ısıtıyor sanırım.

Ayrıca RM saatleri hafiflikleri ile de insanı şaşırtıyor: RM006 43 gram, RM007-1 ise sadece 29 gram! Kullanılan malzemeler deniz uçaklarında ve üst sınıf otomobillerde kullanılan karbon nanofiber başta olmak üzere değerli madenlerden titanyum, altın vesaire. Hemen bütün saatlerinde tonoz biçimli yapı üzerine inşa edilen RM saatlerinin bir değer özelliği de darbe emici yapısıyla yenilikçi kasa tasarımı. RM saatlerinin bazılarının ilham kaynağı Formula 1 yarış otomobilleri (RM001-1, bazılarının ise mimari yapılar (RM0012), bazıları da yelkenli tekneler (RM014).

Aslında Richard Mille kendini bir ressam gibi görüyor ve şöyle söylüyor: “Saat kasası benim için boş bir tuval. Orada istediğim her şeyi yaratabilirim.” Ayrıca saat koleksiyonu yapanların üç temel kavramına (kalite, özgün tasarım, sınırlı sayıda üretim) bir de yaratıcılığı eklemiş olması bile tek başına övgüye değer.

RM saatlerinin çarpıcı güzelliğini ve yaratıcı bir zihnin ürettiği yapısal mekanizmanın insanı heyecanlandırmaması olanaksız diye düşünmekteyim. Hiç abartmadan söylemem gerek: Richard Mille yaşayan en önemli saat ustası, dahi bir tasarımcı ve yönetici.

Özetin özeti: Richard Mille saat üretim ve tasarım tarihinde yeni bir çağı başlatmıştır diyebiliriz.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s