Şule Gürbüz saati


H. Moser & Cie Monard

Çağımızda çok kitap basılıyor, hızla çoğalan bu yığına bir de internet üzerinden eklenen okunacaklar eklenince ortaya çıkan son derece abartılı manzara, sanki okunacak o kadar çok şey varmış, yüzlerce yıl yaşasak okumakla bitmeyecek kitap çıkmış gibi bir yanılsama oluşuyor. Bence hakikat böyle göründüğü gibi değil. Her zaman olduğu gibi okunacak çok şey var, doğru, fakat okunması gereken iyi ve üstün nitelikli kitap sayısı aslında yine her zaman olduğu gibi (kadim zamanlardan beri değişmeyen bir ölçü var zannediyorum) son derece az. Bu açıdan saat dünyası ile edebiyat dünyası benzeşiyor. Gündemdeki yığının görünen yüzüne baktığınızda bilindik, kimi çevrelerin yapay olarak parlattığı isimler görülüyor. Saatler için de böyle, sıradan bir saat dükkanına girin gerçek bir saat üreticisinin ürettiği saati bulmanız zor olur. Çok satılan, harcıalem saatler var. İyi saate ulaşmak iyi kitaba ulaşmak gibidir, zordur.

Kimi iyi kitapları da saatlere benzetiyorum. Saat tamircisi, şair ve yazar Şule Gürbüz’ün bu ay yayımlanan öykü kitabı “Zamanın Farkında” ise gözümde kurmalı bir saat gibi kendine mahsus ve müstesna bir yerde duruyor.

Kurmalı saatler otomatik saatlere benzemiyor, otomatik saatler geçtiğimiz yüzyılın başlarında icat edilmiş ve insanın zamanı daha ‘kolay’ elde etme/uğraşmadan öğrenme hırsının bir ürünü, gün içinde ellerin kolların hareket etmesi neticesinde genellikle yarım daire benzeri metal bir parçanın (rotor) zembereği kurması ilkesine dayanıyor. Elbette otomatik saatlerin mekanizması üst düzey bir zeka göstergesi fakat kurmalı saatlerin insanın aklını her daim tetikte tutması ve unutkanlığa yer bırakmayan yapısı nedeniyle küçük bir azınlığın gözünde halen en sevilen saat türü.

Okumak için dikkat ve özen isteyen, bunun karşılığında okuyanın da zihnini fersah fersah açan kitaplardan biri olan ‘Zamanın Farkında’ zaman ve insan üzerine düşünmüş olan/düşünen herkes için önemli bir eser. Özellikle senelerdir saatlerle ilgilenen, ömrünü saatlere adamış bir insanın elinden çıkmış olması bu kitabı saatseverlerin gözünde bence kurmalı bir saatin saygınlığına taşıyor.

Şule Gürbüz’ün ustası Recep Gürgen’e ithaf ettiği “Zamanın Farkında” çabucak bitirmemek için her gün azar okuduğum nadir kitaplardan biri oldu. Kitapta 5 öykü var. İlk öykü, “Müzik Hocası” isimli uzun bir öykü ve küçümen bir roman hüviyetinde (novella).  Diğer öyküler sırasıyla, ‘Cansın’, ‘Mezarlıktan Geçiş’, ‘Mutfak’ ve kitaba adını veren ‘Zamanın Farkında’.

‘Zamanın Farkında’ çocuklar için değil, yetişkin insanlar için yazılmış bir kitap. Kadranın altında nasıl bir mekanizma olduğunu merak edenler için, kimi insanların karanlık yüzünü, kimi insanların kırık kalplerini görmek, okumak isteyenler için, zihnini açmak isteyenler için, kendimizin farkında olmak için, zamanın farkında olmak için okunacak bir kitap.

Elbette kitabın kapağı böyle değil, kitap yıpranmasın diye bir a3 kağıdıyla kaplayıp üzerine bir dergiden kestiğim Bizans dönemi sanatına ait bir ikonanın resmini (Cebrail olabilir) yapıştırıp kendi alternatif kapağımı yaptım.


3 Yorum on “Şule Gürbüz saati”

  1. Ali İkizkaya diyor ki:

    Şule Hanıma gönlüm kaydığında daha büyük deprem olmamıştı. TRT de Anadolu daki saatçileri anlatan bir program vardı. Meraklıyım ya, seviyorum ya saatleri seyrediyorum her bir bölümünü. Bir tanesinde ise Anadoluda kalmış bir kaç saatçi hanımefendiyi anlatmaya başlayınca "Vay be" dedim, "Ne Hanım Kadınlar Var"..Bir tanesi de Şule Hanım dı. O zaman tanıdıydım.., ben ondan haberli.., o benden habersiz.Öykü yazdığını da senden öğrendiğim de hayranlığım bir kat daha arttı. Bir de lisanı münasibini okuyunca artık ne olurum bilmem.., Hadi hayırlısı.Sağolasın eline koluna sağlık..

  2. Ahmet Nezihi Turan diyor ki:

    Zamanın farkında olup hayatı sürdürmek müşkil mesel, meseli anlatmak ondan da müşkil. Şule Gürbüz yaman iş yapmış, o yapabilirdi zaten. Bunu derken tvde bir defa saat tamiri üzerine konuşmasını dinlediğimi söylemem yetiyor. Tanımak hep bu kadar yetse denen, artık onun dünyası sizin dünyanız farkını kaldıran cinsinden.

  3. adem ademova diyor ki:

    Bende Şule Hanımın TRT-TÜRK'de ki saatlerle ilgili programını hayranlıkla ve bir o kadar da şaşkınlıkla izledim.Özellikle ifade tarzı çok farklı,eski Türkçeyi kullanma hakimiyeti ve işini ne kadar ciddiye aldığını sakinlikle anlatımına hayranlık duymamak elde değil.Genç,güzel bir hanımefendi,farklı bir tarz ve dikkat çekici bir meslekle ilgilenmesi,hepsi çok Güzeldi…Bravo diyorum,Helal olsun.Şule hanım başarılarınızın devamını diliyorum..Allah kolaylık versin…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s