Kavuşma saati

Çok sevdiğim Tissot’ma kavuşalı günler geçti. Doğrusu emektar saatimden ayrılmak zor olmuştu. Fakat daha önce de yazdığım gibi ciddi bir bakıma ihtiyacı vardı. Hayırlı bir ayrılık oldu diye düşünüyorum.

Galiba saatlere düşkün olan insanların en önemli ortak özelliği,  saatlerindeki en küçük bir değişime dahi kafayı takmaları. Arkadaşlarla sohbet ederken bunu çok sık gözlemliyorum. Bir çizik veya en küçük sapma saatine düşkün insanın kederlenmesi için yeterli bir neden.

İçinde minnacık yığınla parçanın ritmik hareketlerle bileğimin üzerindeki küçük evde dans etmesi benim için yeterli aslında. Mekanik saatler doğaları gereği çok çalışkandırlar, durmaksızın, hiç yılmadan çalışmaya eğilimlidirler.

Normal şartlar altında mekanik saatlerin ömürleri çok uzundur, sağlam ve dayanıklıdırlar. Ama bu güzelim zaman makinelerinin pek çok düşmanı vardır. En başta zamanın kendisi, sonra su (nem) ve toz gibi unsurlar saatlerimize çok zarar verir.

Oysa mekanik saatlerin ciddiye alınması gereken en büyük düşmanı insandır. Ben de mesela, o kadar çok sevmeme rağmen -elbette hiç istemeden- saatimin sağa sola çarpmasına neden oldum. Saatime yeterli özeni göstermedim. Sonra da camdaki, kasadaki çiziklere bakıp üzüldüm.

Tissot’mun tamirde olduğu günlerde çoğunlukla bir Zenith ile idare ettim. Fakat hiçbir saat güzelim Tissot’mun yerini tutamaz gibi geliyor bana. O günlerde sevgili saatime daha iyi bakmaya karar verdim.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s