Ahtapot saati

Romain Jerome * The Octopus

Zamanın kollarına uzanmak mümkündür bazen.

Azıcık geri çekilmek gerekir, ki yavaşlayalım.

Bir tarih kitabı yeterlidir bazen. Kolundaki saat tıkır tıkır işlerken, aklına, kalbine akan zamanlar, kelimeler, isimler, yerler, ahtapotun karanlık sularda gezinmesine benzer.

Sevdiğini öpmek, ona sarılmak, elini tutmak yeterlidir bazen: Kolundaki saat, akrebin ağırbaşlı hüznünü taşırken, yelkovanın acele etmeden, kadifemsi ilerlemesi gibi, bütün güzel zamanlar, ahtapotun ışıklı sularda yıkanmasına benzer.

Kitapların, dergilerin uyukladığı bir odaya girmek gerekir bazen: Masanın üzerinde, Refik Halit Karay’ın gözlerinin gezindiği bir saat uyanır. Ahtapotun kollarından biri dokunmuştur, zaman uzayıp gider.

Bir şehre, başka bir şehirden bakmak gerekir bazen: Bir anne yaramaz çocuğunu çağırır. Kız kardeşinin saçlarını örgü yapar ablası. O zamanlar, ahtapotun kolları eskimiş bir şarkı gibidir, bazen duyulur, bazen duyulmaz olur şehrin loş sokaklarında.

Bazen saatin durması iyidir. Öfke, isyan damarlarında duramayan, geçtiği yerlerden hiç çıkmayan bir mürekkep gibi yayılır. Ahtapotun kolları devrimcidir, zamanı izlerken yumruğunu kaldırmak istersin, gökyüzündeki güneş, inançların toplamı gibi terletir insanı.

Saatini koparmak istersin bazen. Yahut ahtapot alır, denize götürür haksızlıklara dayanamayan saatini, karanlık sulara atar, sen de kaybolursun, birlikte yürüdüğün arkadaşların da.

Ne de olsa ölüm hakikattır.

Vakit geçer, gazetelerin sayfalarındaki mürekkep kurur, kağıt sararır.

Geriye kum kalır.

Reklamlar

Bir Nevi Salvador Dali: Yvan Arpa

Salvador Dali’nin resim sanatının uçuk ama devrimci sayfalarında hatırı sayılır bir yeri vardır. Yvan Arpa da saatçilik sanatında benzeri bir konumda şimdi. Aslında Yvan Bey, Romain Jerome saatlerini tanıtırken Tim Burton ile anlaşıp garip şapkalar takmalı ve ilginç kostümler giymeli bence. Eleştirdiğim zannedilmesin, daha önce de yazmıştım RJ yenilikçilik ve kullandığı malzeme seçimiyle saatçilik dünyasının en ilginç kurumlarından biri.

Romain Jerome saatlerinde daha önce Titanic gemisinden alınmış paslanmış çelik ve ay tozu ile Apollo 11 ve Soyuz gemilerinden parçalar kullanılmıştı. Romain Jerome geçen sene tanıttığı ve küresel kriz ile alay ettiği saatin arkasından bu kez kimilerine göre haddini aşıp paleontolojide koprolit adı verilen türü tam olarak belirlenemeyen bir dinozora ait fosilleşmiş dışkı kullanarak saat üretmiş.

Saatin kadranını oluşturan turuncu ve gri damarlı sedef renkli bu maddenin saate yakıştığını düşünüyorum. Aklıma Chris Ofili‘nin fil dışkısıyla yaptığı resimler geldi (Ofili’den daha önce de bir kavanoz vardı).

Bugünkü gazetelerde (Radikal, Hürriyet, Akşam, Birgün ve yanlış bir fotoğraf kullanan Bugün) bu saatle ilgili ayrıntılar okunabilir ama en güzel ayrıntı şu:

“Modern sanata yakın olduğunu ifade eden 45 yaşındaki Yvan Arpa, saat
sanayisinde yapılmayanları yaptığını ve “bu sanayinin karanlık tarafını temsil
ettiğini” savundu.” (AFP/AA)

Ayrıca bundan 1 hafta önce de Louis Moinet markalı, dinozor kemiği parçaları kullanılmış bir saatin tanıtımı yapılmıştı. Adı çok fazla ortalıkta olmayan Louis Moinet de ilginç bir marka aslında, geçmişte Mars gezegeninden gelen meteorit parçalarının kullanıldığı bir saat üretmiş.


KÜRESEL MALİ KRİZE ROMAIN JEROME YORUMU

Basolworld fuarında tanıtılan saatlerden bir tanesi çok ilginçti, kadranında Yen, Euro, Pound, Dolar olan bu saatin hedef kitlesinde milyonlarca dolar primi afiyetle yiyip yutan becerikli CEO’lar ve yaşanan küresel mali krizde parmak izleri olan diğer üst düzey yöneticiler olmalı diye düşünmemek elde değil.

Fuarın ilk günü (26 Mart) Reuters muhabiri arkadaşlara çiğ altın renkli kadranı olan bir model gösterilmiş.


KÜRESEL MALİ KRİZE ROMAIN JEROME YORUMU

Basolworld fuarında tanıtılan saatlerden bir tanesi çok ilginçti, kadranında Yen, Euro, Pound, Dolar olan bu saatin hedef kitlesinde milyonlarca dolar primi afiyetle yiyip yutan becerikli CEO’lar ve yaşanan küresel mali krizde parmak izleri olan diğer üst düzey yöneticiler olmalı diye düşünmemek elde değil.

Fuarın ilk günü (26 Mart) Reuters muhabiri arkadaşlara çiğ altın renkli kadranı olan bir model gösterilmiş.


>KÜRESEL MALİ KRİZE ROMAIN JEROME YORUMU

>

Basolworld fuarında tanıtılan saatlerden bir tanesi çok ilginçti, kadranında Yen, Euro, Pound, Dolar olan bu saatin hedef kitlesinde milyonlarca dolar primi afiyetle yiyip yutan becerikli CEO’lar ve yaşanan küresel mali krizde parmak izleri olan diğer üst düzey yöneticiler olmalı diye düşünmemek elde değil.

Fuarın ilk günü (26 Mart) Reuters muhabiri arkadaşlara çiğ altın renkli kadranı olan bir model gösterilmiş.


Romain Jerome’un yenilikçilik ruhu

Romain Jerome çok ilginç bir saat üreticisi; Titanic, Day&Nihgt (ki bu saat aslında saati bile göstermiyor, ikili tourbillon düzeneği sayesinde geceyi ve gündüzü öğrenebiliyorsunuz, bu yüzden Day&Nihgt ile dalga geçenler de var) ve son olarak yöneticileri Yvan Arpa tarafından 12 Kasım 2008’de tanıtımını yaptıkları ve Basel’deki ünlü fuarda görücüye çıkaracakları “Moon Dust-DNA” gibi kimilerine çılgınca gelecek fikirlerle dolu saatler üretiyorlar. (Moon Dust DNA haberi çok ilginç aslında ancak nedense Birgün dışında ülkemizdeki gazeteler tarafından pek ciddiye alınmadı. Birgün gazetesi de 12 Kasım 2008’de ajanslar tarafından duyurulan bu haberi 21 Kasım 2008 günü arka sayfasında yayımladı.)

Aslında bence önemli olan bu saatler değil, zaten sınırlı üretim yapıyorlar ve saatleri korkunç pahalı ve bana kalırsa bir Patek Philippe kadar prim yapmıyor RJ. (Bunu bir kenara yazalım, Patek Philippe saatçilik dünyasında en fazla değerlenen saat markası.)

Üzerinde durduğum nokta Romain Jerome saatlerinin saatçilik dünyasına getirdiği yenilikler ve kullanılan malzeme anlayışı. Yenilikçi olmak, yeryüzündeki sayısız malzemeden saat üretimine katkı sağlamak, üstelik bunu tarihe ve kültürel olaylara dayanarak yapmak. (Mesela Yavuz zırhlısını jilet yapmaktansa saat yapmak güzel olmaz mıydı? Bana kalırsa bütün silahlar eritilip saat yapılmalı.)

Uzun yıllar kısır bir döngüde ilerleyen mekanik saat üretimi özellikle son 20 yıldır büyük bir değişim geçiriyor, eskiden hedef kitlesi belirlenir üretici firma kendini bu hedef kitlesi üzerinden tarif ederdi, bu anlayıştaki şirketler halen aynı düzeni sürdürüyor, ancak şimdilerde Romain Jerome gibi konulu tasarıma odaklanan üreticiler saatçilik gündemini değiştiriyorlar.

Kuşkusuz saatler zamanı göstermek için yapılıyor, ancak aslında bazı saatler sadece zamanı göstermek için yapılmıyor, lüks tutkusunu paraya dönüştürmek için üretilen saatler de var. Elbette tasarımın çekiciliğinde bir de tehlike var, tasarımın şehvetine kapılıp zamanı gösteren makineler üretmekten uzaklaşmak.

Dağıldı konu, toparlayalım: Romain Jerome son ürününde (Moon Dust-DNA) yine bir yaratıcılık örneği göstermiş: Ürettikleri bu saatin yüzeyi aydan getirilen taşlardan elde edilen kumla kaplı, saatin kasasında Apollo 11 ve Soyuz gemilerinden parçalar kullanılmış, kayış ise Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) görevi sırasında kullanılan giysilerden yapılmış. Fiyatı ise modeline göre 15 bin ile 500 bin dolar arasında değişecekmiş.


Romain Jerome’un yenilikçilik ruhu

Romain Jerome çok ilginç bir saat üreticisi; Titanic, Day&Nihgt (ki bu saat aslında saati bile göstermiyor, ikili tourbillon düzeneği sayesinde geceyi ve gündüzü öğrenebiliyorsunuz, bu yüzden Day&Nihgt ile dalga geçenler de var) ve son olarak yöneticileri Yvan Arpa tarafından 12 Kasım 2008’de tanıtımını yaptıkları ve Basel’deki ünlü fuarda görücüye çıkaracakları “Moon Dust-DNA” gibi kimilerine çılgınca gelecek fikirlerle dolu saatler üretiyorlar. (Moon Dust DNA haberi çok ilginç aslında ancak nedense Birgün dışında ülkemizdeki gazeteler tarafından pek ciddiye alınmadı. Birgün gazetesi de 12 Kasım 2008’de ajanslar tarafından duyurulan bu haberi 21 Kasım 2008 günü arka sayfasında yayımladı.)

Aslında bence önemli olan bu saatler değil, zaten sınırlı üretim yapıyorlar ve saatleri korkunç pahalı ve bana kalırsa bir Patek Philippe kadar prim yapmıyor RJ. (Bunu bir kenara yazalım, Patek Philippe saatçilik dünyasında en fazla değerlenen saat markası.)

Üzerinde durduğum nokta Romain Jerome saatlerinin saatçilik dünyasına getirdiği yenilikler ve kullanılan malzeme anlayışı. Yenilikçi olmak, yeryüzündeki sayısız malzemeden saat üretimine katkı sağlamak, üstelik bunu tarihe ve kültürel olaylara dayanarak yapmak. (Mesela Yavuz zırhlısını jilet yapmaktansa saat yapmak güzel olmaz mıydı? Bana kalırsa bütün silahlar eritilip saat yapılmalı.)

Uzun yıllar kısır bir döngüde ilerleyen mekanik saat üretimi özellikle son 20 yıldır büyük bir değişim geçiriyor, eskiden hedef kitlesi belirlenir üretici firma kendini bu hedef kitlesi üzerinden tarif ederdi, bu anlayıştaki şirketler halen aynı düzeni sürdürüyor, ancak şimdilerde Romain Jerome gibi konulu tasarıma odaklanan üreticiler saatçilik gündemini değiştiriyorlar.

Kuşkusuz saatler zamanı göstermek için yapılıyor, ancak aslında bazı saatler sadece zamanı göstermek için yapılmıyor, lüks tutkusunu paraya dönüştürmek için üretilen saatler de var. Elbette tasarımın çekiciliğinde bir de tehlike var, tasarımın şehvetine kapılıp zamanı gösteren makineler üretmekten uzaklaşmak.

Dağıldı konu, toparlayalım: Romain Jerome son ürününde (Moon Dust-DNA) yine bir yaratıcılık örneği göstermiş: Ürettikleri bu saatin yüzeyi aydan getirilen taşlardan elde edilen kumla kaplı, saatin kasasında Apollo 11 ve Soyuz gemilerinden parçalar kullanılmış, kayış ise Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) görevi sırasında kullanılan giysilerden yapılmış. Fiyatı ise modeline göre 15 bin ile 500 bin dolar arasında değişecekmiş.